Her şey bir fırsatı görmekle başladı
Serhat Gürcü 2005 yılında üniversiteden mezun olup İstanbul’a geldiğinde, reklamcılık dünyasında kendisini bekleyen bir kariyer yoktu. Ne güçlü bir iş çevresi ne sermayesi ne de sektör deneyimi vardı.
Ancak önemli bir şeyi fark etmişti.
Büyük markalar genç tüketicilere ulaşmak istiyor, fakat gençlerin dünyasını anlamakta zorlanıyordu. Geleneksel reklamcılık yöntemleri değişen gençlik kültürüne yeterince cevap veremiyordu.
Serhat, bu boşlukta büyük bir fırsat gördü ve Youth Republic’i kurdu.
Gençlerle markalar arasında gerçek bağlar kurmayı hedefleyen Youth Republic, zaman içinde Türkiye’de gençlik pazarlamasının öncülerinden biri haline geldi. Serhat’ın on yıl boyunca liderlik ettiği şirket, yaklaşık 150 çalışanıyla ülkenin en büyük bağımsız reklam ajanslarından birine dönüştü.
Bu ilk girişim, Serhat’a yalnızca şirket kurmayı değil, yeni bir pazar yaratmayı da öğretmişti.
Yıllar sonra aynı yaklaşım, çok daha büyük bir değişimin başlangıcı olacaktı.
Farklı deneyimlerden doğan güçlü bir ortaklık
Serhat girişimcilik dünyasında kendi yolunu çizerken, kız kardeşi Seden Gürcü de global reklam sektöründe başarılı bir kariyer inşa ediyordu.
London School of Economics’teki eğitimini tamamlayan Seden, Türkiye’ye döndükten sonra dünyanın en büyük reklam ajansı ağlarından Leo Burnett’te çalışmaya başladı. Burada müşteri ilişkileri direktörlüğüne kadar yükseldi. Daha sonra Youth Republic’e katılarak şirketin başkan yardımcılığını üstlendi.
İki kardeş birbirini tamamlayan deneyimlere sahipti.
Serhat, yeni iş modelleri kurmaya ve fırsatları erken görmeye odaklanan bir girişimciydi. Seden ise büyük markaların ihtiyaçlarını, kurumsal kültürlerini ve uluslararası pazarlamanın işleyişini yakından tanıyordu.
2016 yılında güçlerini birleştirerek YouthWorks’ü kurdular.
YouthWorks, reklamcılıkta uzun süre birbirinden ayrı çalışan üç önemli alanı, veri, medya ve yaratıcılığı, aynı çatı altında bir araya getirdi.
Bu yaklaşım yeni değildi belki, ancak iki kardeş bunu şirketin iş modelinin merkezine yerleştirmişti. YouthWorks, kısa sürede Türkiye’nin dikkat çeken bağımsız reklam ajanslarından biri oldu.
Serhat ve Seden’in yıllara yayılan kariyerlerinde Coca-Cola, Procter & Gamble, Unilever ve Vodafone gibi dünyanın en büyük markaları önemli bir yer tuttu.
Kurdukları ve yönettikleri şirketler aracılığıyla Fortune 500 listesinde bulunan 50’den fazla şirkete hizmet verdiler.
Bu deneyim, sonraki girişimlerinin en önemli avantajlarından biri olacaktı.
Çünkü onlar büyük markaların yalnızca ne istediğini değil, nasıl karar verdiğini, hangi problemlerle karşılaştığını ve değişime neden ihtiyaç duyduğunu da biliyordu.
Reklamcılığın geleceğini değiştirecek bir fikir
İki kardeşin kariyerleri boyunca tekrar eden bir düşünce vardı: Birbirinden ayrı çalışan sistemler, bir araya geldiklerinde daha akıllı ve daha etkili hale gelebilirdi.
Youth Republic’te markalarla gençleri, YouthWorks’te ise veriyle yaratıcılığı buluşturmuşlardı.
Ancak reklam dünyası değişmeye devam ediyordu.
Dijital medya kanalları çoğalıyor, veriler farklı platformlara dağılıyor, pazarlama ekipleri giderek daha karmaşık sistemlerle çalışmak zorunda kalıyordu.
Serhat ve Seden için bu karmaşa, çözülmesi gereken yeni bir problemdi.
2022 yılında üretken yapay zekâ henüz geniş kitlelerin gündemine yerleşmemişken, iki kardeş bu teknolojinin yaratıcı endüstriler üzerindeki potansiyelini araştırmaya ve AI teknolojilerini reklam süreçlerinde kullanmaya başladı.
Onların ilgisini çeken şey yalnızca daha hızlı içerik üretmek değildi. İnsan yaratıcılığının, verinin ve yapay zekâ ajanlarının birlikte çalıştığı yeni bir sistem hayal ediyorlardı.
Bu düşünce, Londra’da yeni bir girişimin doğmasına yol açtı.
Brave New World: Bir romanın adından yeni bir yaratıcı geleceğe
İki kardeşin yeni girişimleri için seçtikleri isim, fikirlerinin ne kadar iddialı olduğunu anlatıyordu: Brave New World.
İsim, İngiliz yazar Aldous Huxley’nin 1932 yılında yayımlanan ünlü romanından geliyordu.
Huxley’nin Brave New World adlı eseri, teknolojinin insan hayatını kökten dönüştürdüğü bir geleceği konu alıyordu. Roman, teknolojinin gücünü ve insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan modern edebiyatın en tanınmış eserlerinden biriydi.
Serhat ve Seden için bu isim, içinde yaşadığımız teknolojik değişimi temsil ediyordu.
Brave New World markasının reklamcılık ve pazarlama alanındaki İngiltere ve Avrupa marka haklarını güvence altına alarak bu ismi kendi yaratıcı teknoloji girişimlerinin kimliğine dönüştürdüler.
Huxley’nin romanı teknolojinin insanlık üzerindeki olası tehditlerini sorgularken, onların girişimi farklı bir ihtimalin peşindeydi: Teknoloji insan hayal gücünü daha ileriye taşıyabilir miydi?
Bu düşünceden doğan Brave New World, geleneksel reklam ajanslarından farklı bir yaratıcı çalışma modeli geliştirdi.
Şirketin Agentic Creative Intelligence System adını verdiği teknoloji, yapay zekâ ajanlarını tüketici araştırmaları, yaratıcı strateji ve fikir geliştirme süreçlerinde bir araya getiriyor.
Sistem, yaratıcı ekiplerin daha fazla fikri keşfetmesine, farklı bakış açılarını değerlendirmesine ve daha güçlü kampanyalar geliştirmesine yardımcı oluyor.
Bugün dünyanın önde gelen markaları tarafından kullanılan bu teknoloji, Brave New World’ün geleneksel reklam ajanslarının ötesinde, yeni nesil bir yaratıcı teknoloji şirketi olarak konumlanmasını sağlıyor.
İki kardeş için yapay zekâ, insan yaratıcılığının yerine geçecek bir araç değil. Onun sınırlarını genişletebilecek yeni bir çalışma biçimi.
ADIN.AI: Pazarlama dünyasını tek bir zekâda birleştirmek
Serhat ve Seden’in teknolojiye yönelik vizyonu yalnızca yaratıcılıkla sınırlı değildi.
Yıllarca global markalarla çalışırken yakından gözlemledikleri bir başka sorun daha vardı.
Büyük reklamverenler her yıl milyonlarca doları farklı medya kanallarına yatırıyordu. Ancak bu yatırımların planlanması, yönetilmesi, ölçülmesi ve optimize edilmesi birbirinden bağımsız sistemlerde gerçekleşiyordu.
Pazarlama ekipleri her zamankinden daha fazla veriye sahipti, fakat bu verilerden anlamlı kararlar üretmek giderek zorlaşıyordu.
Bu soruna çözüm üretmek amacıyla diğer kurucu ortaklarla birlikte ADIN.AI hayata geçirildi.
ADIN.AI, pazarlama ekipleri için geliştirilen yapay zekâ tabanlı bir platform.
Farklı reklam kanallarından gelen verileri bir araya getirerek markaların medya yatırımlarını planlamasına, yönetmesine, analiz etmesine ve optimize etmesine yardımcı oluyor.
Platformun temel amacı, pazarlama ekiplerinin daha fazla araç kullanmasını sağlamak değil, farklı sistemleri tek bir akıllı merkezden yönetebilmesini mümkün kılmak.
Bugün 20’den fazla ülkede 50’den fazla marka tarafından kullanılan ADIN.AI, büyük reklamverenlerin pazarlama operasyonlarında yer almaya başladı.
Şirketin teknolojisi, yıllarca dünyanın önde gelen markalarının problemlerini çözmüş bir ekibin deneyimi üzerine inşa edildi.
Ancak ADIN.AI’ın hikâyesini dikkat çekici kılan yalnızca geliştirdiği teknoloji değil, bu teknolojinin kısa sürede ulaştığı büyüme.
Türkiye’den çıkan bir teknoloji başarı hikâyesi
ADIN.AI’ın yükselişi, teknoloji ve iş dünyasının önemli kurumlarının da dikkatini çekti.
2024 yılında Fast Company Türkiye’nin hazırladığı En Yenilikçi 50 Şirket sıralamasında dördüncü sırada yer aldı.
Fakat şirketin büyümesindeki en çarpıcı sonuç bir yıl sonra geldi.
ADIN.AI, Deloitte Technology Fast 50 Türkiye 2025 programında yüzde 8.990 büyüme oranıyla birinci sıraya yerleşerek Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi seçildi.
Bu başarı, yalnızca genç bir teknoloji girişiminin hızlı büyümesini değil, Türkiye’de geliştirilen bir yapay zekâ platformunun uluslararası pazarlarda karşılık bulmaya başladığını da gösteriyordu.
Şirket, Deloitte Technology Fast 500 EMEA 2025 sıralamasında da Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki 500 teknoloji şirketi arasında 13. sırada yer aldı.
EMEA sıralamasındaki yüzde 4.348 gelir büyümesi, ADIN.AI’ın uluslararası ölçekteki performansını ortaya koyan bir başka önemli göstergeydi.
Şirketin yatırımcıları arasında Türkiye’nin en köklü finans kuruluşlarından İş Bankası’nın Yapay Zekâ Fabrikası da bulunuyor.
Bütün bu gelişmeler, ADIN.AI’ın yalnızca gelecek vadeden bir fikir olmadığını, gerçek müşterileri, çalışan teknolojisi ve uluslararası büyümesi olan bir şirkete dönüştüğünü gösteriyor.
Serhat’ın 2005 yılında İstanbul’a hiçbir kaynağı olmadan gelişi düşünüldüğünde, bu başarıların hikâyede özel bir yeri var.
Yıllar önce büyük markalarla gençler arasındaki iletişim sorununu fark ederek ilk şirketini kuran genç girişimci, şimdi aynı markaların pazarlama yatırımlarını yönetmek için yapay zekâ teknolojisi geliştiren global bir şirketin kurucuları arasında.
İki kardeşin ortak vizyonu
Serhat ve Seden Gürcü’nün yaklaşık 15 yıllık ortak çalışma geçmişi, Türkiye ve uluslararası alanda yüzlerce ödülle tanındı.
Serhat, Fortune Türkiye’nin 40 Yaş Altı 40 listesine beş kez seçildi. Seden ise Great British Entrepreneur Awards finalisti oldu ve Fast Company’nin kadın girişimcileri onurlandıran listelerinde altı kez yer aldı.
Ancak iki kardeşin hikâyesindeki ortak nokta, kazandıkları ödüllerden veya kurdukları şirketlerin büyüklüğünden daha fazlası.
Her yeni girişimlerinde, sektörün henüz tam olarak çözemediği bir probleme odaklandılar.
Youth Republic ile gençlik pazarlamasında yeni bir alan yarattılar.
YouthWorks ile yaratıcılığı, veriyi ve medyayı birleştirdiler.
Brave New World ile insan yaratıcılığına yapay zekâ ajanlarını dahil ettiler.
ADIN.AI ile farklı pazarlama sistemlerini tek bir akıllı platformda buluşturdular.
Dört farklı girişim, ancak ortak bir düşünce.
Birbirinden kopuk dünyaları bir araya getirerek daha önce mümkün olmayan şeyleri mümkün kılmak.
İstanbul’dan Londra’ya, hizmetten teknolojiye
Serhat ve Seden’in hikâyesi, yalnızca iki başarılı reklamcının uluslararası pazara açılması değil.
Bu hikâye, bir sektörü yıllarca içeriden tanıyan, dünyanın en büyük markalarıyla çalışan ve sonunda o sektörün geleceği için kendi teknolojisini geliştirmeye karar veren iki girişimcinin yolculuğu.
İstanbul’da başlayan kariyerleri, bugün Londra’da geliştirilen ve farklı ülkelerde kullanılan yapay zekâ teknolojileriyle devam ediyor.
Geçmişte dünyanın en büyük markalarına yaratıcı fikirler ve pazarlama hizmetleri sunuyorlardı.
Şimdi ise bu markaların gelecekte nasıl çalışacağını değiştirebilecek sistemler geliştiriyorlar.
Ve belki de yolculuklarının en dikkat çekici tarafı burada.
Serhat ve Seden Gürcü, değişen dünyaya uyum sağlamakla yetinmedi. Kariyerleri boyunca her büyük değişimde kendilerine aynı soruyu sordular:
Bir sonraki dünyayı biz neden inşa etmeyelim?








